Gelişmiş Arama


Anasayfa | Kullanım Bildirimi iletişim | Anketler | Sitene Ekle | Site Haritası

Arama Yap

Türkiyede Ana sağlığı ve aile planlaması

Hazırlayan: Dr. İbrahim Açıkalın
Sağlık Bakanlığı, Anne-Çocuk Sağlığı/Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

Ana sağlığı hizmetleri gebelik, doğum ve loğusalık dönemlerinde anne adayının, gerek hastalıktan korunma ve bakım, gerek tedavi olma bağlamında gereksinim duyacağı tüm sağlık hizmetlerini kapsamaktadır.

Günümüzde ülkelerin gelişmişlik düzeyi belirlenirken ekonomik göstergeler kadar önemli tutulan iki gösterge bulunmaktadır: Bebek ölüm hızı ve ana ölüm hızı.

Ana ölümü Dünya Sağlık Örgütü tarafından; gebeliğin başlangıcından doğumdan sonraki 42. güne kadar geçen süre içinde gebelik süresi ve durumuna bakılmaksızın, doğrudan gebelikle ilgili ya da gebeliğin şiddetlendirdiği dolaylı nedenler sonucu ortaya çıkan ölümler olarak anımlanmaktadır. Ana ölüm hızı, bir yıl içinde yukarıda verilen tanıma giren kadın ölümlerinin, o yıl gerçekleşen canlı doğum sayısına bölünmesi ile bulunur ve yüz bin canlı doğumdaki ölüm sayısı ile belirlenir.

Ülkemiz en gelişmiş ekonomiler içinde 22. sırada bulunurken, dünyadaki ülkeler arasında beş yaş altı ölüm sıralamasında 77. sırada yer almaktadır. Bizimle aynı sağlık göstergelerine sahip ülkeler ise ekonomik gelişmişlikte daha alt sıralardadır. Özetle ekonomimiz sık sık girdiği krizlere karşın sağlığımıza göre daha iyi durumdadır.

Ana Sağlığının Durumu
Ana sağlığı hizmetlerinde hedef grup olan 15-49 yaş kadın sayısı, nüfusun 27.4ü olup, son nüfus verilerine göre yaklaşık 18 milyondur. Her yıl 1.5 milyon dolayında doğum olmaktadır. Türkiyedeki 15-49 yaş grubundaki kadınların 69u evlidir. Henüz ya da hiç evlenmeyen kadın oranı 27.7 olup, 45-49 yaş grubu kadınlarda bu oran 1.7dir. Bu rakamlar gebelik ve doğum açısından risk altında bulunan nüfusun büyüklüğünü ve hizmete gereksinim duyan grubun genişliğini göstermektedir.

Türkiye de ilk evlenme yaşında yükselme olduğu gözlenmektedir. 45-49 yaş grubunda 18.4 olan ortanca ilk evlenme yaşı 25-29 yaş grubundaki kadınlarda 20.4e çıkmaktadır.

Genç yaştaki evlilikler; kadın sağlığı ile doğrudan ilgisi olan gebelik, doğum, loğusalık gibi anne sağlığına yönelik olayların erken yaşta ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Doğurganlık çağı boyunca kadınlar düzenli aralıklarla sağlık kontrolüne gitme alışkanlığı kazanamamışlardır. Bu durum sık görülen kadın hastalıklarında erken tanı olanaklarını kısıtlamaktadır.

Gebelikte sağlık kontrolü yaptıranlar artmakla birlikte, her üç gebeden birisi hiç doğum öncesi bakım almamaktadır. Üreme çağındaki kadınların 68inde gebelik açısından en az bir riskli durum vardır.

Gebelikte anemi sık görülmektedir. 1963 yılından beri her beş yılda bir yinelenmekte olan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları nın TNSA 1988 ve 1993 yıllarındaki sonuçlarına göre; evde, sağlık personeli olmadan yapılan doğumların oranı 24 ür. Bu oran 1998 araştırmasında 19.4e düşmüş olmakla birlikte kabul edilemez ölçüde yüksek düzeydedir. Yıllık 1.5 milyon doğum dikkate alındığında yaklaşık olarak 600.000 anne ve bebek sağlık hizmeti almamakta, daha fazla oranda hastalık ve ölüm riski ile karşılaşmaktadır.

İsteyerek düşükler azalmaktadır. 1998 TNSAya göre; ailelerin 76sı çocuk istemiyor, aile planlaması yöntemi uygulayan ailelerin oranı toplam 63.7, çağdaş bir yöntem kullananların oranı ise 37.7dir. Çocuk istemeyenlerle, etkili doğum kontrolü uygulayanlar arasındaki fark kadın sağlığını az ya da çok tehdit eden düşük işlemlerine ya da istenmeyen, yeterli ilgi ve sevgi görmeyen bebeklerin dünyaya gelmesine yol açmaktadır.

Doğum Öncesi Bakım DÖB DÖB hizmetleri birinci basamak sağlıkkuruluşları, ikinci basamak sağlık kuruluşları, üniversite hastaneleri, özel sektör gibi çeşitli ve çok sayıda birim tarafından verilmektedir. Gebelerin sağlık personeli tarafından en az altı kez izlenmesi gerekir. Nitelik göz ardı edilerek DÖBden yararlanma oranlarına bakıldığında bölgeler arasında, kır-kent yerleşimine göre farklılık vardır.

Ayrıca eğitim durumu, yaş, gebelik sayısına göre de kadınlar son gebeliklerinde doğum öncesi bakım hizmetlerinden yararlanmada farklı eğilimler göstermektedir. Batıdan doğuya gidildikçe doğum öncesi bakım hizmeti alanlar azalmaktadır. Kentlerde yaşayanlar, köylerde yaşayanlardan daha fazla doğum öncesi bakım almaktadırlar. Sonuç olarak doğuda, kırsal alanda yaşayan; eğitimsiz, çok doğum yapmış ve yaşı 35i aşan kadınlar doğum öncesi bakımdan en az yararlanan grubu oluşturmaktadır. 1998 TNSA gebelerin ancak 67.5inin en az bir kez sağlık personelinden doğum öncesi bakım aldığını göstermektedir. Bu oran 1988 TNSAdaki 43 ve 1993 TNSAdaki 63e göre gelişme sağlandığını göstermektedir. Doğumun Yapıldığı Yer Türkiyede doğumların; 1988-1993 döneminde 59.6sı sağlık kuruluşunda, 40.2si evde; 1993-1998 döneminde ise 72.5i sağlık kuruluşunda, 26.7si evde gerçekleşmiştir.

1993-1998 yılları arasında beş yıllık dönemde sağlık personeli tarafından yaptırılan doğumların tüm doğumlara oranı 80.6dır. Sağlık personeli yardımıyla yapılan doğumlar, sağlık personelinden doğum öncesi bakım almış gebelerin oranından daha yüksektir. Bu durum toplumun doğumda sağlık hizmeti almak konusunda doğum öncesi döneme göre daha duyarlı ve daha istekli olduğunu göstermektedir.

Doğumun Yapıldığı Yer Türkiyede doğumların; 1988-1993 döneminde 59.6sı sağlık kuruluşunda, 40.2si evde; 1993-1998 döneminde ise 72.5i sağlık kuruluşunda, 26.7si evde gerçekleşmiştir.

1993-1998 yılları arasında beş yıllık dönemde sağlık personeli tarafından yaptırılan doğumların tüm doğumlara oranı 80.6dır. başka araştırmada 1981 yılı için anne ölüm hızının yüz binde 132 olduğu belirlenmiştir.

Sağlık personeli yardımıyla yapılan doğumlar, sağlık personelinden doğum öncesi bakım almış gebelerin oranından daha yüksektir. Bu durum toplumun doğumda sağlık hizmeti almak konusunda doğum öncesi döneme göre daha duyarlı ve daha istekli olduğunu göstermektedir.

Doğum sonu bakım hizmetleri ülkemizde ana sağlığı hizmetleri içinde en az bilinenidir. Araştırmalarda doğum sonu bakım konusunda bilgi bulunmamaktadır. Uygulanan kayıt bildirim sistemi de ülke çapında konunun değerlendirilebilmesine elvermemektedir. Bir ölçüde doğum sonu bakım fazla önemsenmeyen ana sağlığı hizmeti görünümündedir. Rutin sağlık hizmetleri içinde 15-49 yaş üreme çağındaki kadınların sağlık personeli tarafından evlerinde yılda iki kez izlenmesi de bulunmaktadır. Gebelik öncesi bakım ve aile planlaması danışmanlığı olarak tanımlayabileceğimiz 15-49 yaş kadın izlemleri kırsal alanda daha başarılı yürütülebilirken kentsel alanlarda pek uygulanmamaktadır.

Ana Ölümleri
Dünyada yılda 585.000 ana ölümü olmaktadır. Ana ölümlerinin 99u gelişmekte olan ülkelerdedir. Dünyada ana ölüm hızı yüz binde 430dur. Afrikada yüz binde 870, Japonya dışında Asyada yüz binde 380 olan ana ölüm hızı, Avrupada yüz binde 36dır. Türkiyede ana ölüm hızı ve nedenleri ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 1974 yılında yapılan araştırma sonucuna göre ana ölüm hızı yüz binde 208dir. Aynı kuruluş tarafından 1989 yılında kız kardeş yöntemi kullanılarak yapılan bir başka araştırmada 1981 yılı için anne ölüm hızının yüz binde 132 olduğu belirlenmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından 1997-1998de, ülke genelini temsilen 53 ilin tüm hastanelerinde, bir yıl süreyle yürütülen çalışmanın sonucuna göre ana ölüm hızı yüz binde 49.2dir. Hastane kayıtlarına dayalı olan bu çalışma sonucunda elde edilen ana ölüm hızında hastaneye başvurmayan ya da getirilmeyen ana ölümü olgularının eksik olduğu kestirilebilir. Bir yıl süren çalışmanın sonuçları özetle şöyledir: 12-55 yaş grubunda 6.371 kadınölümü saptanmıştır. Bunlardan 323ü, ana ölümü olarak değerlendirilmiştir.

Aile Planlaması
Ülkemizde Cumhuriyet in kuruluşundan 1965 yılına kadar nüfus artış hızını destekleyici politikalar benimsenmiş ve uygulanmıştır. 1965 yılında çıkartılan 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile aile planlaması yöntem kullanımı serbest bırakılarak, antinatalist politikaya geçilmiştir.

Günümüzde aile planlaması hizmeti ülke genelinde sunulmaktadır. Hizmetin ulaşılabilirliği, yaygınlığı, çeşitliliğine göre modern yöntemlerin kullanım düzeyi düşüktür. Diğer ana sağlığı hizmet göstergelerinde olduğu gibi aile planlaması göstergelerinde de bölgeler arası, yerleşim biçimi, eğitim durumu gibi temel özelliklere göre farklılıklar önemini korumaktadır.

1983 yılında yürürlüğe giren, halen konusunda dünyadaki en kapsamlı ve liberal yasalar arasında bulunan, 2827 sayılı aile planlaması hizmetlerini düzenleyen ikinci yasada, getirdiği diğer yeniliklerin yanı sıra sektörler arası işbirliğinin gerekliliği vurgulanmıştır. Ancak günümüze kadar geniş katılımlı, verimli ve süreklilik gösteren sektörler arası işbirliği tam olarak gerçekleşmemiştir.

2827 sayılı yasa ile getirilen yenilikler: Kurs görmüş ebe ve hemşirelere uygulama yetkisi verilmesi, cerrahi kontrasepsiyonun yöntem seçenekleri içine alınması, 10 haftaya kadar gebeliklerin istek üzerine sonlandırılması ve yukarıda belirtilen sektörler arası işbirliğinin zorunlu hale getirilmesidir. Anne ve bebek ölümleri ile doğrudan ilişkilendirilen dört tip riskli gebelik vardır:

Anne adayının yaşının 18in altında ya da 35in üzerinde olması, gebelik aralığının 2-3 yıldan kısa olması, toplam dörtten fazla sayıda gebelik ya da doğum gerçekleşmiş olması. 1998 TNSA, evli kadınların 64.7sinin gebelik yönünden risk altında olduğunu göstermektedir. Türkiyede yaygınlığı tam olarak belirlenememekle birlikte yukarıda sayılan dört tip riskli gebeliğin gecekondu bölgelerinde, doğuda ve kırsal alanda daha yoğun olduğu tahmin edilmektedir. Türkiyede kaba doğum hızı binde 23.4 olup her yıl yaklaşık 1.5 milyon doğum olmaktadır. Kaba doğum hızı kırsal yörelerde binde 24.7 kentsel yörelere göre binde 22.8 daha yüksektir. Kadınlar doğurganlık çağının sonuna geldiklerinde 40-49 yaş grubunda ortalama 4.6 çocuk doğurmuş olmaktadır. Bu sayı kırda 5.6, kentte 4.0, Batıda 3.5, Doğuda ise 7.3 ür. Yaşa özel doğurganlık hızlarının durumunu korumasıyla, halen 15-49 yaş gurubundaki kadınların doğurgan çağın sonuna geldiklerinde sahip olacakları çocuk sayısını
gösteren toplam doğurganlık hızı, Türkiyede 1983 eki düzeyine göre önemli oranlarda düşüş göstermiştir.

Aile planlaması amacıyla kullanılan yöntemler evli kadınlar ve kocaları tarafından iyi düzeyde bilinmektedir. 1998 TNSAya göre evli kadınların 98.7si, kocalarının da 97.1i en az bir etkili yöntemi bilmektedir. Kocaların bilgisi ilk kez 1998 TNSAda araştırılmıştır. Evli kadınlar, 1978 TNSAya göre 86 oranında etkili bir yöntem bilirken, bu oran 1993 TNSAda 99a çıkmıştır. Ancak yöntem bilgisinin niteliği hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Evli kadınların 62si sahip olduklarından başka yeni bir çocuk istemezken, etkili bir yöntemle korunanların oranı bu rakamın çok altındadır. Artık çocuk istemeyenler arasında büyük çoğunluğu geri çekme olmak üzere, geleneksel yöntemle korunma alışkanlığı yıllara göre azalmakla birlikte, en çok başvurulan yöntem olma özelliğini sürdürmektedir.

Son üç TNSA sonuçlarına göre aile planlaması yöntemlerinin kullanılma oranları Tablo 5 e verilmektedir. Öte yandan isteyerek yapılan düşük hızları düşme eğilimine girmekle birlikte, yüksek düzeyini korumaktadır. 1998 TNSA öncesinde son beş yılda 100 gebeliğin 23.2sinde düşük gerçekleşmiş, bunların 14.5i isteğe bağlı olmuştur. 1993 araştırmasına göre toplam düşük 28, isteyerek düşük 18dir. 1983 yılında 100 gebeden 15.1i isteğe bağlı düşük yaparken, bu oran 1988de 23.6 olmuştur.

Sonuç
Her ne kadar yukarıda bardağın boş kısmı hep ön planda tutulduysa da Türkiyede ana sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinde yıllar içinde önemli gelişmeler sağlandığı yadsınamaz. Ancak bardağın dolu kısmının kimseyi doyurmadığı da açıktır. Kendi haline bırakıldığında genel gelişme içinde belirli bir süre geçtikten sonra ana sağlığı ve aile planlaması göstergelerinde de istenilen düzeye gelinecektir. Ancak hepimizin çabası bu sürenin olabildiğince öne çekilmesine yönelik olmalıdır. İçinde bulunduğumuz süreçte ana sağlığı ve aile planlaması hizmetleri, ergen, menapoz, erkek üreme sağlığı hizmetleri ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla savaş konularıyla birlikte, yaşam boyu yaklaşım içinde üreme sağlığı kapsamında değerlendirilmelidir.





Güncelleme: 19 Mart 2008 17:50

512'defa Okundu
| Düzenle

Paylaş

© 2008 Tüm Hakları Kısmen Saklıdır. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir Bilgice.com
Güncel Site | Güncel Bilgi |



Altyapı: MyDesign